Sinema Genel Müdürlüğü

600.000 METRE TARİH GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR….

Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-Tv Merkezi işbirliğiyle Osmanlı İmparatorluğu, Cumhuriyet’in Kuruluş Yılları ve Atatürk’e Ait Yanar Tabanlı Filmlerin Restorasyonu Projesi

Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü; sinema kültür mirasının kurtarılması konusunda ülkemizdeki tek uzman kuruluş olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV Merkezi ile, yakın tarihimizin görsel – işitsel arşivini restore etmek için ortak bir proje başlatmıştır.

Geliştirilen ortak proje ile Sinema-TV Merkezi; yaklaşık 600.000 metre nitrat tabanlı belge filmini onaracak, dijitalize ederek ve yanmaz tabanlı filmlere aktaracak. Kültür ve Turizm Bakanlığı; üç yıl sürecek restorasyon çalışmaları için gerekli maddi desteği sağlamıştır. Devlet Planlama Teşkilatı da Merkez’in geliştirdiği dijital altyapı projelerini destekleyip, film restorasyonu projelerinin yapılabilmesine olanak sağlayarak Osmanlı İmparatorluğu ve yakın tarihimize ilişkin paha biçilmez bir görsel birikim gün yüzüne çıkmış, bu birikimin gelecek kuşaklara aktarılması ve değerlendirilmesi için önemli bir adım atılmış oldu.

Proje, Sinema-TV Merkezi’nde korunan ve sinema kültür mirasımızın önemli bir bölümünü oluşturan; Osmanlı İmparatorluğu, Cumhuriyet’in kuruluş yılları ve Atatürk’e ait yanar (parlayıcı – nitrat) tabanlı belge filmlerinin, ileri kimyasal, optik ve dijital tekniklerle onarımını ve dijital formatlara aktarılarak kamunun ve araştırmacıların hizmetine açılmasını amaçlıyor. Ülkemizde film arşivciliğini başlatan ve film korumasında uzman tek isim olan Sinema-TV Merkezi kurucusu Prof. Sami Şekeroğlu’nun başkanlığında, Merkez’in akademik kadrosu tarafından yürütülüyor. Çalışmalar, uzmanlık ve büyük emek gerektiriyor ve uzun zaman alıyor.

Kurtarılacak filmler arasında, Sultan Reşat, Sultan Vahdettin görüntüleri, Alman ve Avusturya İmparatorlarının İstanbul Ziyaretleri, Anafartalar Cephesi, Türkiye’nin Kalbi Ankara, İstiklal Harbi, Atatürk’ün Yurt Gezileri, Meclis Açış Konuşmaları, Kurultay kayıtları, Türkiye’yi Ziyaret Eden Devlet Adamları (İngiltere Kralı 8.Edward, İran Şahı Rıza Pehlevi), İnönü, Celal Bayar, Menderes filmlerinin yan sıra askeri eğitim ve tatbikatlara ait çok sayıda belge de bulunuyor.

Yanar Tabanlı Filmler Hakkında Bilgiler

Başlangıcından günümüze dek üç farklı film tabanı üretilmiştir. Bunlardan ilki ilk kez 1889’da üretilmiş ve fotoğrafçılıkta kullanılmış olan yanar (parlayıcı – nitrat) tabandır. Yanar tabanlı filmlerin üretimi Rusya ve Çin gibi bazı ülkeler hariç 1950’de tamamen durdurulmuştur. Ülkemizde ise kaçak olarak giren yanar filmler 1970’li yıllara kadar kullanılmıştır.

Selüloz nitrattan oluşan yanar film tabanının iki temel özelliği vardır:

İlki yüksek alev alma (dinamite eşdeğer) parlama ve patlama özelliğidir.

  • Yanar tabanlı film, son derece kolay tutuşabilen ve dev patlamalarla yanan, çok tehlikeli bir malzemedir. Yanar film yangını söndürülemez. Bu tehlikesi nedeniyle, film arşivleri dışında nitrat film kullanmak ve saklamak yasaklanmıştır. Yanar tabanlı filmlerin, mutlaka işinin uzmanı kişiler tarafından, özel koşullar altında saklanmaları ve işlem görmeleri gerekir.
  • Yanar tabanlı film 38°C’de tutuşur. Bu, İstanbul’da yaz aylarında sık rastlanan bir sıcaklıktır.
  • Film kendi oksijenini ürettiği için, yangın başladıktan sonra söndürülemez.
  • 20 ton film yaklaşık 3 dakikada yanar ve yok olur. Nitrat yangını çok yüksek bir ısı (~1700°C) oluşturur.
  • Yangın sırasında solunumu etkileyen çok zehirli gazlar (nitrojen dioksit ve monoksit) ortaya çıkar.
  • Nitrat tabanlı filmler, sinemanın icadından bu yana çok büyük yangınlara neden olmuş, bu yangınlarda yüzlerce insan ölmüş, filmler yok olmuş ve çevre büyük zarar görmüştür. Fransa’da 1896’da 125 kişi, Rusya’da 1907’de 100 kişi, Meksika’da 1909’da 250 kişi, Kore’de 1925’te 104 kişi, Kanada’da 1927’de 77 kişi, İngiltere’de 1929’da 70 kişi, Hong Kong’da 1947’de 119 kişi, Polonya’da 1955’te 58 kişinin yaşamını yitirdiği yangınlar büyük can kaybına yol açan olayların sadece birkaçıdır.
  • Türkiye’de ilk nitrat yangını (1924) 100’den fazla, ikincisi ise (1959) 1 kişinin hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Kurumumuz da, 1973’te Güzel Sanatlar Akademisi’nde bulunan film koruma depolarından birinde bir yangın geçirmiştir. Yangın metal kaplı küçük bir odada bloke edildiği için diğer mekânlara sıçramamıştır. Film koruma deposunda bulunan metal pencere alevin dışarı atılmasını sağlamış, filmlerin kopyaları çıkarılmış olduğu için kayıp olmamıştır.
  • Yanar filmin ikinci belirgin özelliği dayanıksız kimyevi yapısıdır.

  • Yanar tabanlı film, kimyevi yapısı nedeniyle, saklanması, korunması ve bakımı çok zor bir film türüdür. Ancak nemi ve ısısı düşük, korunaklı depolarda, sürekli bakım yapılarak saklanabilir.
  • Uluslararası Film Arşivleri Federasyonu (FIAF) üyesi olan ve film arşivciliği alanında Türkiye’yi yurtdışında temsil eden Sinema-TV Merkezi de, yanar tabanlı belge filmlerini, bina dışında emniyetli bir yerde, özel güvenlik önlemleriyle, ısı ve nem kontrollü şartlarda korumaktadır.
  • Dünyadaki film arşivlerinde halen çok sayıda yanar tabanlı film mevcuttur. Maalesef bizde olduğu gibi birçok ülkede hükümetler bu tehlikeyi görmemiş ve bu kültürel mirasa sahip çıkmamıştır. Tüm sorumluluk ve çabayı film arşivcileri göstermiştir. Film arşivleri, dayanıksız yapısıyla mücadele etmenin yanı sıra, yapısal özelliklerinden ötürü büyük tehlike de içeren yanar tabanlı filmleri korumaya, kurtarmaya ve yanmaz tabana aktarmaya çalışmaktadır.

    Sayın Kültür ve Turizm Bakanı ile Devlet Planlama Teşkilatı yöneticileri son iki yılda yanar tabanlı filmlerin restorasyonu projemizi olumlu karşılamış ve dünyada şu anda kullanılan son teknoloji getirilerek restorasyon çalışmaları başlamıştır.

    Yanar Tabanlı Filmlerin Restorasyonu Nasıl Yapılıyor?

     

  • Sinema filmleri, kimyevi yapıları nedeniyle koruma koşulları ne kadar sağlıklı olursa olsun zaman içinde bozulmaya uğrar. Bu bozulma geciktirilebilir ama tamamen durdurulamaz.
  • Eskiden bu bozulma fiziksel ve kimyasal yollarla giderilmeye çalışılıyor ancak tam başarılı olmuyordu.
  • Dijital teknoloji kullanılarak yapılan ilk restorasyon çalışmaları, sinemanın yüzüncü yılında, 1995’te, Hollywood’da düzenlenen “Geçmiş Yüzyıl, Gelecek Yüzyıllar” konulu Uluslararası Film Arşivleri Kongresinde tanıtıldı. Kongreye ülkemizi temsilen Prof. Sami Şekeroğlu katıldı. Sinema-TV Merkezi, bu tarihten itibaren dijital teknoloji konusunda çalışmaya başladı.
  • Ama bu teknolojinin film restorasyonunda kullanılması dünyada üç yıl öncesine kadar çok başarılı olamamıştı. Özellikle 2010 yılında büyük firmalar, dijital restorasyon cihazları konusunda ileri teknolojiler ürettiler ve teknik Oscar ödülleri aldılar. Bu teknoloji son senelerde büyük başarı sağladı.
  • Bu ileri teknolojinin en büyük dezavantajı cihazların çok yavaş çalışmasıdır. Bu teknolojiden hızlı iş beklemenin yolu ancak makinaları çoğaltmakla mümkündür.
  • Restorasyon çalışmaları için öncelikle filmlerin durumları incelenmekte ve aciliyet gerektirenler ele alınmaktadır.
  • Restorasyonun ilk aşaması fiziksel olarak elde yapılan bakım işlemleridir. Filmler uzman kişiler tarafından dikkatle sarılıp arızalar tespit edilir. Fiziksel onarımlar temiz, tozsuz bir ortamda, eldiven kullanılarak yapılır; filmlerdeki yırtıklar, kırıklar, ek bozuklukları vb. onarılır.
  • Onarılan filmler, içinde özel bir temizleme solventinin bulunduğu ultrasonik film temizleme cihazında yıkanır. Tozlar ve diğer kalıntılar püskürtülen sıvı ile filmin üzerinden uzaklaştırılır.
  • Filmlerde zaman içinde çekme ve boyut değişikliği gibi sorunlar meydana gelir. Restorasyon işlemleri için filmlerin yumuşatılması, neminin geri kazandırılması ve gerçek boyutlarına döndürülmesi gerekir. Bunun için filmler, özel kimyasalların bulunduğu kaplarda bekletilir ve kimyasalın buharıyla yumuşamaları sağlanır.
  • Restorasyonda filmin üzerindeki her tür toz, çizik, kayıp kare, vd. bozukluklar ortadan kaldırılır. Yok olmaya yüz tutmuş görüntüler bile, bir önceki görüntülerden yakın dokular alınarak onarılır. Dijital restorasyon, kare kare yapılan, zor, zahmetli ve uzun çalışma gerektiren bir işlemdir. Bazen 10 dakikalık bir filmin restorasyonu 3-4 ay sürebilir.
  • Filmler kaplarından çıkarılır çıkarılmaz tarama cihazına takılarak yüksek çözünürlükte kare kare taranır.
  • Tarama işleminden sonra görüntüler artık filmlikten çıkmıştır; sadece elektronik bilgi halinde depolanmıştır. Bu elektronik bilgi; bilgisayarlara gönderilir ve yine elektronik olarak restore edilir.
  • Restorasyon sonrasında her film plan plan incelenerek renk ve yoğunluk analizinden geçirilir. Kontrast, yoğunluk, parlaklık ve benzeri düzeltmeler yapılır.
  • Restorasyon işlemleri bitmiş görüntü bilgileri lazerli kaydediciler aracılığıyla tekrar film üzerine (negatif veya pozitif) taşınır. Bu film laboratuarda yıkanır ve saklanır. Bugün kullanılan film malzemesi, dış şartlardan etkilenmeyen polyester tabandır. İlgili firma, ürettiği filmler için 500 yıl garanti vermektedir.

  •  
    Sitemizdeki belgeselleri izleyebilmeniz için bilgisayarınızda silverlight player kurulu olmalıdır.